23 Mart 2016 Çarşamba

Kuşatmada Şehit Düşen Kör Hüseyin Paşa’nın Mücadelesi

Serasker Hüseyin Paşa, İslâm gazilerini savaş düzenine sokturup kalenin karşısına geçti. Kalenin varoşundan ve Hristiyan ordusundan atlı yaya kırk bin gâvur askeri yürüyüp üç kola ayrıldı. Bir kol sağ kanattan, bir kol sol kanattan ve yayalardan meydana gelen üçüncü kol da önden İslâm askerinin yolunu kesmek amacıyla savaş düzenine girdi. Kalabalık yığınlar halinde hemen hücuma geçtiler. Serasker Hüseyin Paşa bütün ağırlığını geri gönderip yüksek sesle Fatiha okudu.


İlerlemek üzereyken Tököly İmre’nin kethüdası geldi. Kendisine uygun bir çözüm çaresi bulup Türkleri geri dönmeye razı etmek görevi verilmişti. Kethüda, Hüseyin Paşaya gelip şöyle dedi: “Eğer ben Padişah tarafından başınıza amir tayin edilmiş olsaydım, savaşmaz geri dönüp giderdim. Siz de lütfedin de bu niyetinizden vazgeçin. Çünkü gâvurlar çok güçlü. Biz, onların dengi değiliz. Yoksa bu iş, utanç verici bir sona varacak.”


Gerçekten din düşmanları sayıca çok üstün ve İslâm askeri ise onlara göre çok az olduğundan, bu öğüt tutulup geri dönüldü. Ağır adımla çekilmeye başlandı. Moğrulzade Gürcü Mehmed Paşa ardçı tayin olundu ve düşman kendisine yetişecek olursa derhal haber yollaması sıkı sıkıya söylendi.


Tam bu sırada Macar askerinden yedi bayrak, yön değiştirerek bin beş yüz kadar savaşçı geri döndü. Alman ordusuna gidip onlarla birleşti. Ve hemen İslâm askeri üstüne yürüdüler. Daha çeyrek saat geçmeden Moğrulzade Gürcü Mehmed Paşa ileriye ulak gönderip, düşmanın ardını kovaladığını ve çok çabuk ilk darbeyi vurmak gerektiğini bildirdi. Aynı anda gâvurlar sağtaraftan Serasker Hüseyin Paşa’nın üstüne yüklendiler. Kaşla göz arasında tüfek tüfeğe, kılıç kılıca öyle zorlu bir savaş oldu ki, tasvir edilemez.


Hüseyin Paşa’yı Cigirin seferinde Hristiyan ordusuna karşı savaşırken görmüş olan birkaç gâvur, kendisini tanıyıp canlı olarak tutsak almak gayesiyle üstüne çullandılar. Bu durumu İslâm gazileri görünce kılıcı keskin ikî yüz zorlu savaşçı, Paşa’nın üstüne köpekler gibi uluyarak saldıran gâvurların karşısına çıkıp hepsini kılıçtan geçirdiler. Bu sefer Paşa’nın yanındakiler, “Efendimiz” dediler; “buradan bir an önce uzaklaşmalıyız; gâvurlar sayıca çok üstündür. Yolumuzu kesip boğazı zapt ederler. Böyle sık ağaçlı bir orman içinde kılıçla döğüş olmaz.” Böyle söyleyip Paşa’yı istesin istemesin zorla çekip uzaklaştırdılar. Boğazı geçip öteki taraftaki Tököly İmre ordusunun yanma vardılar. Orda konakladılar. Üç saat sonra gâvurlar çekinerek boğaza yanaştılar. Orman içinde Müslüman askerinin pusuda olabileceği kaygısıyla boğazı geçmeyip öte tarafta kaldılar. Bu savaşta Müslüman gazileri birkaç şehit ve yaralı verdiler. Ama gâvurlardan yığınla insan kırıldı.


İslâm askerinin ileri gelenleri bir araya gelip durumu tartıştılar. Sonra Serasker Hüseyin Paşa bir mektup yazdırdı. Mektup, Eğri çavuşlar kethüdası ve adı olan Tököly İmre’nin Macar subaylarından biriyle Viyana önündeki Sadrazama gönderildi. Bu mektupta şunlar yazılıydı: “Yanıma verilmiş İslâm askeri az olduğundan ve dîn düşmanları ise sayıca çok üstün bulunduğundan, Tököly İmre’nin durumu ve onun Macar askerinin ihanet edip kaçmasından, bunların Devlet-i Aliyye’ye sadakatsizliklerinden ötürü, başarılı bir savaş düşünülemez. Bu kadar az bir kuvvetle, sayı bakımından kat kat üstün din düşmanlarına karşı etkili bir direnmeye girişmek de imkânsızdır. Dileğimiz, bize hiç değilse savaş gücü yerinde on bin İslâm askeriyle, bir o kadar sayıda Tatar askeri göndermenizdir.


Bize saldırmış olan Almanlar karşımızdaki bir ordugâha çekilmişlerdir. Boğazın başında bizi beklemektedirler. Yakalanan tutsakların anlattığına göre, Deli Kapıdan denilen bir Alman kumandanı yardıma gelmiş böylece düşman beş bini yaya, yedi bini zırhlı süvari olmak üzere on iki bin Alman gâvuruyla desteklenmiştir. Niyetleri, Komorn adasında duran atlı yaya otuz bin Alman ve Macar askeriyle birleşip üzerimize saldırmaktır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.