Şeyh Hamdullah
Amasya’lı Şeyh Hamdullah Türk hattatıdır. 1436’da Amasya’da doğdu, 1519’da İstanbul’da öldü. Aklâm-ı Sitte denilen altı çeşit, yazının kurallarını tespit ederek Osmanlı hat sanatının gelişmesinde büyük rol oynadı.
Türk hattatlarının sultanı olarak nitelendirilen Şeyh Hamdullah, her türlü yazıyı yazmakta ustaydı. Sultan II. Bayezid, kendisini o kadar sayardı ki yazı yazarken onun mürekkep hokkasını kendi eliyle tutardı. Şeyh Hamdullah, Akifim-ı Sitte denilen, nesih, sülüs, Rika, tevki, reyhaî, muhakkak gibi en önemli İslâm yazı türleri üzerine kurallar koydu. İslam ülkelerinde sülüs ve nesih yazı denince akla gelen isimlerden biri Şeyh Hamdullah’tır. Üslûbu birçok hattat tarafından benimsenmiş, taklit edilmiş ve böylece Osmanlı yazı sanatı gelişmiştir. Şeyh Hamdullah her türlü yazıdan bir örnek alıp, yanına, kurallarını bildiren açıklamalar koyarak Murakka diye bilinen bir eser hazırladı. Onun büyük eserlerinden biri de İstanbul’daki Bayezit Camiini süsleyen kitabelerdir. Ayrıca Amasya’daki Sultan Bayezid camiinin kitabesini de o yazmıştır.
Hamdi Bey
Osman Hamdi Bey, Ünlü Türk ressamı ve müzecisidir. 1842’de İstanbul’da doğdu, 191Q’da aynı yerde öldü.
Arkeolojik çalışmalarıyla dünya ölçüsünde ün kazandı ve İstanbul Arkeoloji Müzesini kurdu, Hamdi Bey hukuk öğrenimi için gittiği Paris’te resimle de uğraştı. Döndükten sonra çeşitli resmî görevlerde bulundu. Tabloları, uluslararası sergilerde madalyalar kazandı. 1881’de, o tarihe kadar, yabancılarda olan Müze müdürlüğüne atandı. Eski eserlerin yurt dışına çıkarılmaması için çalıştı. 1888’de açtırdığı Sanayi-i Nefise Mektebi gelişerek devrimizin Güzel Sanatlar Akademisi oldu. Kazılar yaptırarak, birçok önemli eseri (İskender lâhdi, Ağlayan Kadınlar lâhdi gibi) meydana çıkardı. Bu buluşları, Avrupa’da eserler yazılmasına yol açtı. İstanbul’daki Arkeoloji Müzesini kurdu. Ölümüne kadar 29 yıl, adı geçen müzenin müdürlüğünü yaptı. Bu görevinin 25. yıldönümünde Avrupalı bilgin ve kurumlardan, bir günde yüzden fazla tebrik telgrafı aldı. Yabancı üniversitelerden birçok İlmî pâye kazandı.
Hammamizade Dede İsmail Efendi
Dede Efendi de denir. Klasik Türk musikisinin en büyük bestecilerinden biri 1778’de İstanbul’da doğdu, 1846 da Hicaz’da öldü.
Doğu musikisine yeni tip eserler kazandırdı. Günümüze iki yüzden fazla bestesi kalmıştır. Güzel sesiyle genç yaşta dikkati çeken İsmail, erkenden müzik öğrenimine başlamıştı. Yenikapı Mevlevihane’sine girerek 1001 gün çile doldurduktan sonra “dede” unvanını alan İsmail Efendi, bu arada besteler yapmış ve II. Selim’in dikkatini çekip onun baş müezzini olmuştur. Özel bir üslûbu olan Dede Efendi, Doğu müziğinin her alanında besteler yapmıştır. Kayıp birkaç yüz eseri dışında iki yüzü aşkın bestesi bugüne kadar gelmiştir. Bunlar arasında Mevlevi ayinleri, dini peşrevler, şarkılar, yürük semaîleri vardır. Söylentiye göre bir gün Dede Efendiye o zamanlar Avrupa’da çok beğenilen Strauss un vasilerini överler ve ıslıkla da ritmini belirtirler. Dede Efendi hemen o gece oturup bugün Avrupalıların bile birçok kere ele alıp işledikleri «yine bir Gülnihal aldı bu gönlümü» sözleriyle başlayan ünlü şarkısını besteler.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.