(Herhangi bir kimse canlı öldürmekten, geri kalmazsa, doğruca (Tapana) cehenneminde haşr olur. O cehennemde ölçüsüz derecede çok küllü su ile dolu büyük kazanlar var. Bir düziye kaynar. Cehennem, Ege’leri sayısız, çok zavallıları o kazanlara atıp kaynatırlar. Eti hattâ sinirleri, damarları ne varsa eksiksiz kavrulup pişer. Sivri kancaları ile dışarı çıkmak üzere olan başları aşağıya doğru sancılıp indirirler. O kazandan dışarı çıkmış olan baş kapkara olup (Tapana) adlı cehenneme dolarak sıkılıp dururlar. Orada toplanmış olanların bu kadar acı azapları vardır’ Bundan başka ölçüsüz, sayısız işkenceleri de var… Burada toplanmış zavallıları ateşli çukura atıp iki demirli şişle yere çakmak üzere vururlar. Bir şiş ayağına vurulur, bir şiş başına vurulur. Ondan başka… doksan kızartılmış ateşli, demirli şişlerle bütün vücutlarına vururlar. O azaba dayanamayarak akıllarını yitirirler.
Bir Cehennem Tasviri Daha
Pratapana (sekiz cehennemden yedincisi) adlı bir cehennem daha vardır ki, orada iki büyük kazan var, birisi (Nat), İkincisi ((Upanat) adlıdır, (Nat) adlı kazan elli ege genişliğinde, (Upanat) denilen kazanın eni ise elli bir eğedir. O da yine küllü su ile dolu bir halde kaynar. Bunun üzerine cehennem, (Rakşas) lan zavallı cehennemlikleri tutup o kazanlara baş aşağı atarlar. Bunlar yürek yarılacak derecede azap çekerler. Onların hayatları tükenmez. Herhangileri o kazanlardan dışarı çıksalar ateşli, yalınlı sivri uçlu Trizul (üç dişli) ucuna oturtup aşağıya sokarlar(Türlü cehennemler üzerine Uygur’ca parçalar: R. Rahmetli)Ruhlar, Periler, Melekler, Cinler; Şeytanlar, Zebâniler, Cadılar
Ruhlar
Şamanist’lere göre ruhlar belli başlı ikiye ayrılıyor. Biri (Eş)* ruhlar; bunlar insanlar, yaratıklar ve bitkilerle beraber bulunan», onlara eş olan ruhlardır, öbürü de; bunlardan ayrı ve başka bir canlı veya bitki ile beraber bulunmayan (Tek) ruhlardır. Bu gibi ruhların çoğu tanrıların emrinde bulunur. İyilik tanrılarının emrinde olanlar insanlara iyilik, kötülük tanrılarının emrinde olanlar ise kötülük yaparlar, bu ruhlar başlı başına dağlara, sulara, topraklara, ağaçlara sahip bulunurlar.
Bir de insanın kendi ruhu vardır. Buna göre Şaman’lar insanları biri beden, biri de ruh olarak iki varlık halinde kabul ederler. Ama bu ruhlar (Eş) ruhlardan başkadır. Bunlar cennetteki (Süt gölü) nün birer damlasıdır. O damlalar doğacak insanın ruhlarıdır. Çocuk doğacağı zaman Altaylı’larca (Yayık) adındaki ruh gider (Bk: Yayık) o gölden bir damla süt alır, doğacak çocuğa katar. İşte bu damla o çocuğa verilen ruhtur.
Tek ruhlardan bir de Şamanlarca (Elğem) adında yol göterici bir ruh vardır ki bu ruh, törenlerde Şaman’ı heyecana getirir. Dağlara, sulara, topraklara, ağaçlara sahip olan ruhlara
gelince; bu ruhlar koruyucu ruhlar arasındadır. Bunlara (Yizim-Piy) de derler. Bunlar insanlara iyilik ederler, yol gösterirler, kötü ruhlardan korurlar. Saygısızlık edenlere ceza verir, hastalık gönderirler. Her dağın ruhu kendi bölgesine karışır. Başka bölgelerle ilgisi yoktur. Bu ruhlar için kurbanlar kesilir, dualar edilir. Yer su’lar denilen ruhlar da dağlarla ilgilidir. Bunların bulundukları dağlar İçinde (Abu Kaan) dağı kutsal bir dağdır. Bu dağın iki kızı vardır. Bu kızlara (Yelbis) derler. Bu dağların altun birer kapısı, altın tahtı, at bağlanacak altın kazığı vardır. Yer – Su’lar; pınarlarda ve sularda da bulunur.
Büyük tanrı (Oğan) da yer-su’ların en büyüğüdür. Yerin tam ortasında bulunan ve ucu yükseklere uzanan büyük bir çam ağacının gölgesinde oturur.
Oğan’dan sonra, Yer-Su’ların başka büyükleri ve idârecileri vardır: Talay Han, Altay Han, Demir Han ve Okto Han bunlardandır. Yer-su’lar insanlara bereket getirirler. Bin kulaklıdırlar. Ataylı’lar da Yer-Su’lara çok saygı gösterir. Onlar için kısrak kurban ederler. Bunlar Altay kabile ve soylarının da koruyucularıdır. Her birinin âilesi de vardır.
Yer-su’lar bulundukları yerlerin de sahibidir. Altaylı’larca pınarların, suların, dağların adı birer Yer-Su”nun adıdır. Yâkut’larla Altaylı’lara göre Ruhlarla ancak Şaman’lar, Kâhin’ler temas ederler. İnsanlarla ruhlar arasında bunlar vasıta olur.İyilik yapan ruhlar dualarla, ziyafetlerle memnun edilmeğe çalışırlar. Kötülük yapanlardan korunabilmek için de yine kurbanlar kesilmekle beraber, sihirler, büyüler de yapılır.
Periler, Melekler
Mitolojilere göre, perilerle meleklerin bulundukları yerler; gökler âlemi ile dünya üzeridir.
— II. Mahmut’un berber başlığından emekli ihtiyar bir Memiş efendi vardı. Adam, I. Hamit zamanında Enderûna girmiş, bütün ömrünü sarayda geçirmişti. Nücûm ve Simya gibi asılsız ilimlerde de kendini çok bilgili sanırdı. Cinlere, Yıldızlara inanırdı, o sırada Topkapı Sarayının bahçesinde bir şimşirlik varmış. Bu şimşirliği kaldırmak istemişler; Memiş efendiye göre periler, Türklere çok sevgi beslediklerinden kendi padişahlarına Divan yeri olarak bu şimşirliği seçmişler, Her gün seher vakti perilerin bütün büyükleri orada toplanır, divan kurulur, peri Padişahı da bu divanı idâre ederdi. Bu şimşirlerin kaldırılmamasına Memiş efendi çok uğraşmış ama tesiri olmamış. Şimşirlik kaldırılınca çok kızmış köpürmüş, bundan sonra felâketlerin eksik olmayacağını durmadan söylermiş.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.