25 Mayıs 2016 Çarşamba

Türk Mitolojisinde En Değerli Yaratık “At”

At, en kuvvetli kültü olan, destanlarda çok yer tutan bir hayvandır. Şaman’lığı kabul eden Türk’lerle Moğolların inanışına göre at gökten inmiştir. Yakut’lara göre kahramanların Atları güneş âleminden gelmiştir.


Bazı Türk boylarına göre de (Apsatı) adında atların bir tanrısı vardır.


Bir de kanatlı ve kürekli atlar vardır ki, hem uçan hem yüzen bu atlar Kaf dağının altındaki (Süt Gölü)nde bulunmaktadır. Hızır ölüme çare ararken bu atları görmüş, tutamamış, nihayet (Süt Gölü) ne şarap dökerek bunları sarhoş edip bir çiftini tutmuş, kanatlarını koparmış, bunları çiftleştirmiş, at nesli böyle türemiş.


Hızır’ın Kır veya Boz Atı kanatlıdır, Uçar gibi gider. İslâm inanışları arasında yerleşen bir de şu efsane vardır: Tanrı, Âdem Peygamberi cennetten çıkararak dünya yüzüne gönderirken, kanatlı bir Ata bindirdi: Âdem bu kanatlı^Atın tekrar uçarak cennete dönmesinden korktu, kanatlarım kırdı. Bundan sonra Atın kanatlarındaki kuvvet bacaklarına indi. Yine bu atın cennetten çıkarken dört gözü vardı. Kanatları kırıldığı için dünyada kalmak zorunda bulunan hayvan, kederinden o kadar ağladı ki, gözlerinin ikisi kör oldu.. Bunlar şimdiki gözlerinin üzerinde bulunuyordu. Görmez hale gelince kurudular, yerleri boş kaldı. Gözlerin üzerindeki çukur, bu kuruyan gözlerin yeridir.


En kıymetli cins atlar için sudan çıkan bir aygır efsanesi vardır. Bu efsaneye göre, sudan çıkan bir aygır orada Tasladığı bir kısrakla çiftleşmiş, cins atlar bunlardan türemiştir ki bu atlar denizleri de yüzerek geçerlerdi.


Sudan çıkan aygırlar için şöyle de bir efsane daha vardır: Bunlar sudan çıkar, yine suya girerler. Kırk tanedir, büyülüdürler. Bulundukları sudan yahut denizden çıkarak pınar suyu içmek istedikleri sırada, bir adam birini yakalar, üstüne binerse aygır buna çok sevinir, adamı rüzgâr sür’ati ile istediği yere götürür. Artık aygır onunla beraber kalır, emri altında bulunur.


Bir efsaneye göre de cins atlar tanrılarla ejderhalardan türerdi. Yuen-Chih’lere göre ise bir mağarada tanrıların atı bulunmaktadır. Bazı kısraklar oraya gider, gebe kalırlardı. Cins atlar bunlardan doğar. Türkistan bölgesinde Mazdaist’lerin tapmaklarında gökten inmiş, bakırdan bir at bulunuyordu. Bu at yarıya kadar toprağa gömülü idi. Haziran ayında nehirden bir altın at çıkar, bu gökten inmiş atla çiftleşirdi.


Moğol kâhinlerinden (Teptengeri); tanrılarla konuşmak için görünmezlerden gelen bir boz ata binerek göklere çıktığını, dolaştıktan sonra geri geldiğini söylerdi. Büyük Şamanlar da göklere çıkmak için ata binerlerdi.


 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.