18 Nisan 2016 Pazartesi

Viyana Kuşatmasında Yeni Hafta Başlangıcı

Bugün Ahmed Paşa kolundaki gâvurlar da şarampolden atılıp yerleri işgal edileli. Kuşluk vakti, Sadrazam metrislerdeki tabyasına gitti ve sonra da Yeniçeri Ağasının tabyasına geldi. Ayrıca ön saflarda galeri açılan yerleri gözden geçirdi. Bir süre yeni tabyasında oyalandı ve sonra tekrar eski savaş mahalline dönüp orda kaldı. Rumeli beylerbeyini ve sağ sol kanat alay beylerini, sıçan yollarını hâlâ istenilen şekilde açmayıp bugün gevşeklik gösterdikleri için sertçe azarlayarak ağır surette ihtarda bulundu.


Bütün galeriler içinde en ileriye götürülmüş olanı Köstendil Sancak Beyinin galerisiydi. Bu şırada Kara Mehmed Paşa kolunda üç yerde, Rumeli kolunda üç yerde ve Ahmed Paşa kolunda üç yerde galeri açma çalışmaları yapılmaktaydı. Bu galerilerle kale hendeğinin içine girmek amacı güdülüyordu.


Kara Mehmed Paşa yaralandığı için çadırına çekilmesi ve yeniden sağlığına kavuşuncaya kadar metrislerden uzak durması emredildi. Sadrazam, Şam Beylerbeyi Vezir Abaza Sarı Hüseyin Paşa’yı çağırdı ve kendisini Kara Mehmed Paşa’nın vekili olarak onun koluna yani Anadolu koluna kumandan tayin etti.


Topçular bugün düşmanın dört topu üzerine gülle düşürüp onları savaş dışı ettiler. Şeyhoğlu Ahmed Paşa buyruk gereğince Götzendorf palankasına varıp kuşatmaya başlamıştı. Ancak buranın hendekleri çepeçevre suyla dolu olduğundan ve köprüleri de gâvurlar tarafından söküldüğünden palankayı hücumla almak imkânı görülmedi. Durumu devletlû Sadrazama mektupla bildirip top, cephane ve yaya askeriyle yardım göndermesini diledi.


Bunun üzerine kendisine derhal üç Sahi topu ve bir hayli malzemeyle cephane gönderildi. Ancak bu yardım kafilesi oraya varmadan, palanka, Allahın yardımıyla ele geçirildi. Gâvurlar son askerine kadar kılıçtan geçirildi. Böyle bir savaşın yapılmasına Reis Efendi’nin kâtiplerinden Ramazan Efendizade Recep Çelebi sebep olmuştu. Çelebi’nin ot almak için yolladığı arabasıyla atlarını çalmışlar. O da bunu Reis Efendiye haber vermiş. Olay Reis Efendi tarafından Sadrazama anlatılmış. Bunun üzerine de Ahmed Paşa palankaya karşı gönderilmiş.


Palanka kuşatıldığı sırada onbeş kadar asker şehit düşmüş ya da yaralanmış. O zaman her nasılsa palankanın içine ateş atılması tedbirini akıl etmişler. Kalenin içinde bulunan gâvurların hepsi bütün erzaklarıyla birlikte yanıp kül olmuşlar. Sadece on beş gâvur tutsak olarak canlarını kurtarabilmiş. Recep Çelebi de kuşatmaya katılmış ve sonunda arabasıyla atlarına tekrar kavuşmuş. Güneş batımından sonra palankanın fethedildiği haberiyle geri döndü. Devletlû Efendimiz Sadrazam, olup bitenleri kendisinden dinledi. Çok hoşlanıp Çelebiye yirmi altın bahşiş verdi.


Şam Beylerbeyi Hüseyin Paşa akşamüzeri tabyasında bulunduğu sırada bir humbara bombası uçup geldi ve yanı başındaki göğüs siperini çökertti. Kendisi de yıkılan toprak yığını altında kaldı. Nerde olduğu hemen anlaşılmadı. Bütün siper iyice arandıktan sonra bulup dışarı çıkardılar. Tıpkı bîr canlı cenaze gibiydi. Tek kelime konuşamıyordu. Fakat kısa bir süre sonra kendine geldi. Bir iyice muayene edildiği zaman da hiç bir önemli yarası olmadığı anlaşıldı.


Güneş batımından sonra, gâvurlar boş hayale kapılıp Zağarcı kolunda bir püskürme lağım patlattılar. Fakat geri tepti ve İslâm ordusundan Hiç kimseye her hangi bir zarar vermedi.  Serdengeçtileri tamamlamak için sipahi ve silah-darlardan üç yüzer adam, Sadrazamın önünde yoklanıp kendilerine ayrılmış olan yerlere gönderildiler.


Kuşatmada Günler Çabuk Geçiyor


Sadrazam, Rumeli kolundaki tabyasına gitti. Sağ kanattaki alay beyini azletti. Yerine Rumeli Kethüdasını, Kethüdanın yerine Çavuşlar Kethüdasını tayin etti. Azledilenin görevindeki kusur ve ihmalinden dolayı idam edilmesini kararlaştırmışken acıyıp canını bağışladı. Görevinden almakla yetindi, ancak Sadrazamın tabyasına geldiği zaman ötekilere ibret olsun diye kendisine üç yüz veya dört yüz belki de daha fazla değnek vurdurdu.


Öğle zamanı, gâvurlar, Zağarcı koluyla Rumeli kolu arasında bir lağım patlattılar. Tabya kazıcılardan^ beş on adam yaralandı, bundan başka bir kimseye zararı dokunmadı.


İki bin altı yüz kişiye varan silahdar ve sipahi serdengeçtilerinden bin iki yüzü Zağarcı ve Samsuncu kollarına verildiler. Geri kalan bin dört yüz asker hiç bir yere verilmeyip kendilerine ilerde verilecek emre kadar hazır beklemeleri bildirildi.


Akşam üzeri Rumeli kolundaki serdengeçtiler hücuma geçtiler. Gösterdikleri karşı durulmaz gayretle gâvurları metrislere kadar geri attılar ve tabya yaparak yerleşmiş oldukları hattı da işgal ettiler. Bir saat süreyle burada acı bir savaş cereyan etti. Ama Allah, İslâm gazilerine lütuf ve inayetini göstererek bu bölgeye sağlam şekilde yerleşmek mümkün oldu. Burası ön şarampollerle tabyaların arasındaki metrislerdi.


 

5 Nisan 2016 Salı

Viyana Kuşatmasında Kayıtlara Geçen Üç Gün

4 Eylülde Yaşananlardan Kayıtlara Geçenler


Bir tutsak getirildi. Sorgusunda, Alman Kayzeri’nin taraf taraf bütün Hristiyan Krallara acele yardım isteyen mektuplar yolladığını, ama bunlardan sadece Polonya Kıralı Sobieski adlı melun hainin bu imdat çağrısına uyduğunu, yanına Büyük Litvanya ve Küçük Litvanya hetmanlarını alarak, atlı yaya otuz beş bin Polonya gâvurunun başına geçtiğini, Alman Kayzerinin de kendi askeri ve başka Hristiyan devletlerden aldığı yardımcı kuvvetlerle atlı yaya seksen beş bin Alman topladığını, böylece toplam olarak kırk bini atlı, seksen bini yaya yüz yirmi bin gâvur askeriyle yakın yere geldiklerini, İslâm askeri üzerine de henüz Viyana önünde, metrislerdeyken hücum etmeyi plânladıklarını söyledi.


Bu haber üzerine derhal Raab ve Rabnitz üzerindeki köprüleri korumakla görevlendirilerek Yanık Kalesi önünde bırakılmış bulunan Budun Beylerbeyi Vezir Koca Arnavut İbrahim Paşa ya ferman yazılıp Ulak Çelebi ile gönderildi. Yerine Silistre Beylerbeyi Mytilenli Vezir Mustafa Paşayı vekil bırakıp, kendi kapısı ve vilâyet-i askeri ile orda bulunan yeniçerileri, cebecileri, Orduyu Hümayun süvarilerinden dört bölüğü yanına alıp orduya katılmak üzere gelmesi bildirildi.


12 Eylülde Yaşananlardan


Orduyu Hümayunda bulunan her ne varsa geride bırakılıp hepsi melun gâvurun eline geçti. Mel’ûnlar ise, iki kola ayrılıp bir kısmı Tuna kıyısından ilerleyerek kaleye vardı. Metrislere saldırdı. Öteki kısmı ise Orduyu Hümayun çadırlarına girdi.” Hâlâ metrislerde durmakta olan zavallı Müslümanlar ya öldürüldü ya da tutsak edildi. Metrislerdeki savaş sırasında top, tüfek, humbara ya da taş atışından yaralanmış, saf dışı olmuş, dermansız düşmüş ya da kolunu bacağını kaybetmiş bulunan on bin kadar askerin hepsi kılıçtan geçirildi. Gâvurlar orda buldukları kendi milletinden birkaç bin tutsağı zincirlerinden kurtardılar. Ele geçirdikleri zenginlikleri bir bir anlatmağa insanın gücü yetmez. Bu yüzden zaten İslâm savaşçılarını kovalamayı, akıl edemediler. Yoksa durum çok daha kötü olabilirdi.


Allah bizleri felâketlerden korusun! Bu başımıza gelen devletin kuruluşundan beri bir benzeri görülmemiş bir yenilgi ve bozgundu.


Birkaç gün önce otlağa girmiş bulunan davar çobanlarıyla deve sürücüleri, yanlarında binlerce hayvan olduğu halde her şeyden habersiz Viyana önüne çıkageldiler. Gâvurlar hiç bir çaba harcamadan hepsini ele geçirip adamları tutsak aldılar.


14 Eylülde Yaşananlardan Bir Parça


Yanık önlerinde bir porsiyon sade yağ elli paraya, bir okka kuyruk yağı elli paraya ve bir ölçek pirinç beş kuruşa fırladığı halde, yine de hiç biri bulunmaz oldu. Ancak Budun’dan hayli miktar erzak geldi de, bir parça ferahlık oldu.


Bu sırada, daha önce boyun eğmiş bulunan kalelerle palankalar halkının başkaldırıp muhafız birliklerini kovdukları haberi geldi.


Zrinyi ile Batthyânyi, Viyana önünde ordugâha gelmişler, Sadrazama bağlılıklarını bildirmişler, sonra da bir hayli erzak göndermişlerdi. Bu arada muhafız kıtası olarak serhat, askerinden dört beş bin müslümanı yanlarına almışlardı. Bu defa bu askerlerin hepsini öldürdükleri haberi geldi.


Müslümanlar gâvur ülkesinde, özellikle de Viyana varoşunda ele geçirdikleri şarabı gördüklerinde, hiç içmemiş olanları dahi işrete düşüp, çeşit çeşit rezillikler ve akla gelmedik edebsizlikler yapmaya başladılar. Kuşatma; mübarek Recep, Şaban ve Ramazan aylarına rastladığı halde fuhuşu ve oğlancılığı bırakmadılar. Şarap içerek öyle mest oldular ki, Cenabı Hakkın nimetlerine şükretmeyi unuttular. Böylece de Allah’ın gazabını üzerlerine çektiler.


Bir başka kötü tedbir de kendini çok üstün görerek, o zamana kadar tutuklu bulunan Alman büyükelçisini koy vermekti. Adam, kendi tarafına varınca, İslâm askerinin bütün aksak yanlarını anlattığı gibi, ilk hücumda bozulup kaçacak durumda olduklarını da haber verdi. Bunun üzerinedir ki, dinsizlerin Kayzeri yüreklendi. Dört bir yana mektup yollayıp Hristiyan beylerinden yardım diledi. O sayede de bu kadar güçlü bir orduyu İslâm askerine karşı çıkarmayı başardı.